Uzmanlık dernekleri tarafından düzenlenen ulusal ve uluslararası nitelikte, kongre, sempozyum gibi bilimsel ve eğitim amaçlı toplantılar, yani sürekli tıp etkinlikleri bilimsel yeniliklerin ve tecrübelerin en hızlı şekilde paylaşıldığı ortamlardır.
Bu tür toplantılar aynı bilim dalında çalışan meslektaşlar arasındaki sosyal iletişimi geliştirmek için de uygun bir ortam sunmaktadırlar.
Bununla birlikte son yıllarda başka ülkelerde olduğu gibi sürekli tıp etkinliklerinin ulaştığı ticari boyut ve bunun yarattığı çıkar çatışmaları ülkemizde de çok büyük bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.
Ekonomik sıkıntılar ve katılımcı sayılarındaki artış nedeniyle, üniversitelerin ve ilgili kurumların eğitim etkinliklerine desteklerinin sınırlı kalması sonucu, sağlık sektörü firmalarının finansal destekleri ile tıbbi bilimsel toplantılarına katılmak özellikle klinik bölümlerde olağan hale gelmiştir.
İlaç, biyoteknoloji ve laboratuvar sarf veya altyapı üretim firmalarının finansmanları ile gerçekleşen bu tip organizasyonların ve bireysel kongre sponsorlukların boyutlarının zaman zaman kabul edilemez noktalara ulaşabildiği de gözlenmektedir.
Bunun önüne geçebilmek için gerek devlet, gerekse sağlık mesleği ve ilaç sektörünün ulusal ve uluslararası meslek kuruluşları tarafından çeşitli kurallar ortaya konulmuştur. Örneğin; Sağlık Bakanlığının tanıtım konusunda 2003 yılı sonunda yayınladığı yönetmelik, firmaların bilimsel toplantılar, tanıtım toplantıları, bilimsel kongreler, sürekli tıp eğitimi toplantıları ile ilgili detaylar ve destek sınırlarına ilişkin hükümler içermektedir.
Firma desteklerinin özellikle çıkar çatışması açısından mutlaka etik anlamda sorgulanmaları gerekmektedir. Bu sorgulamanın sonuçlarının bilhassa akademik yaşamlarının başlangıç döneminde olan genç hekimlere aktarılabilmesi çok büyük önem taşımaktadır. Bu yapılmadığı takdirde birkaç firmanın aralarında yaşadığı ticari rekabet veya bazı firmaların tek başına sergiledikleri ticari ihtirasları, bağlı bulunan kurumun veya meslek örgütünün zarar görmesiyle sonuçlanabilecektir.
Firmalar ile maddi ilişkileri olan veya firmaların yarattığı yakışıksız ticari ortamdan şahsi çıkarları için yararlanmaya çalışan az sayıda akademisyen ile firmalarla organik bağları nedeniyle kendini ön plana çıkartmayıp başkalarını piyon olarak kullanan öğretim elemanlarının varlığı da unutulmamalıdır.
Bilindiği gibi tıp etiği, tıp ahlakı felsefesi anlamında kullanılır. Etik, insanın bireysel ve toplumsal yaşamındaki ahlaki davranışları ile ilgili sorunları irdeleyen felsefe dalıdır. Hekimler meslek yaşantılarında olduğu gibi sponsorluk adı altında sergilenen bu tip desteklerde de tıp etiğine uyarak ilkeli davranmakla sorumludurlar.
Kendisine kongre sponsorluğu yapan bir firmanın sergi malzemelerini aleni sırtlayıp taşıyabilen, adeta ayaklı reklam panosu gibi firma stantlarında boy gösteren, firma personelini akademik ortamlara sokmaktan çekinmeyen, bu davranışları eleştiren veya dışında olmaya özen gösterenlerin dedikodusunu yapabilen öğretim üyelerinin durumu gerçekten ibret vericidir.
İlgili düzenlemelerde yer alan durumlar haricinde, firmalar yurt dışında toplantı düzenleyemez ve yurt dışında düzenlenen toplantıları destekleyemezler.
Ayrıca, Sağlık Bakanlığının 7 Mart 2008 tarihli Genelgesi’ne göre, tatil amacı güdülen belli tarihler arasında da bilimsel toplantı düzenlenmesi ve/veya katılımda bulunulması uygun bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, ilaç sektörünün aldığı kararlara göre ağırlama giderlerinin makul düzeyde olmasına özen gösterilmelidir. Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde uygulanmasına çalışılan bir diğer kurala göre, ağırlama masrafları, davetlilerin kendi ödeyebilecekleri düzeyin üstünde olmamalıdır.
Firma destekleri etkinliğe aktif olarak katılmayan aile bireylerini ve yol arkadaşlarını kesinlikle kapsamamalıdır.
Bu desteklerde katılımcılar kamu etik davranış ilkelerinin kısıtlama ve koşullarına uymalıdırlar.
Uluslararası tıp kuruluşları, Dünya Sağlık Örgütü ve ilaç sektörü üst kurumları, konuşmacılara karşılık olarak verilen "honorarium" ödemeleri ile ve kongre firma desteklerine sınırlamalar ve şeffaflık getirme konusunda çalışmalarda bulunmaktadırlar.
Bir hekimin bir toplantıya katılımının desteklenmesi, özellikle bir ilacı veya firma ürünlerini reçeteleme ve yapılacak ihaleleri yönlendirme vaadine, belirli bir miktarda satış yapmış olmaya veya kendi laboratuvarında bu ürünü satın alma kararına bağlı olmamalıdır. Ağırlama düzeyi sağlık mesleği mensubunun hizmet alımı yapacak kişi olarak geçmişteki reçete yazma ve mal alma şeklindeki hizmetleri ile ilişkilendirilmemelidir.
Firmaların yurt dışı toplantı desteklerinde, Avrupa İlaç Üreticileri ve Dernekleri Federasyonu (EFPIA)nun ısrarla vurguladığı gibi, yurt dışı toplantıların geçerli ve gerekçelendirilebilir nedenleri olmalıdır. Türkiye içinde veya dışında olsun, eğitim amaçlı programlarda genel maliyet, organizasyon tarafından sunulan tesisler, toplantı konusunun özellikleri, bilimsel niteliğin seviyesi, katılımcıların özellikleri, ulaşım, iletişim, sunulan ağırlama ve benzer konular dikkate alınmalıdır.
Nisan 2005’te yayımlanan Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri Yönetmeliği’ne göre, firmaların davet ettiği kamu görevlisi için çalıştığı kurumdan mutlaka izin alması gerekmektedir. İncelemeler ve soruşturmalar kapsamında Sağlık Bakanlığının bu konuda firmalardan somut kanıt istediği bilinmektedir.
Sağlık Bakanlığı ayrıca, tüm yurt içi ve yurt dışı toplantılarda desteklenen sağlık mesleği mensuplarının isimlerinin, mensup olduğu kurumun adının ve yapılan desteğin, gerçekleşen toplantı programı ile birlikte listelenerek firmalarca bildirilmesi kuralını getirmiştir. Yurt dışı toplantıların mutlaka önceden Sağlık Bakanlığına bildirilmesi gerekmektedir.
Bu sistemin sağlıklı, şaibelerden uzak yürütülmesi, çıkar ilişkileri kuşkularının ortadan kaldırılması tüm taraflar ve sağlık sektörü için gereklidir.
Araştırmacı İlaç Firmaları tarafından kurulan Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AİFD)nin düzenlemesi, Sağlık Bakanlığını direktifleri doğrultusunda değiştirilerek AİFD İlaç Tanıtım İlkeleri’nin yeni metni olarak Temmuz 2008\’den itibaren yürürlüktedir.
Son beş yıl içinde üç kez gözden geçirilip güncelleştirilen ve gerek Türk, gerekse AB sağlık mevzuatından çok daha kısıtlayıcı olan AİFD Tanıtım İlkeleri, artık yalnızca tanıtım etkinliklerini değil, ilaç firmalarının sağlık mesleği mensuplarıyla hemen hemen tüm etkileşim ve ilişkilerini kapsar ve kurala bağlar düzeye gelmiştir.
Hekimler bu genel kabul gören temayüller çerçevesinde, farmasötik ürünleri reçetelemelerini etkileyecek biçimde, yüksek değerli armağan kabul etmemelidirler, tanıtım materyali eğer gerçekten eğitimsel bir amaç ve içerikte ise maliyeti düşük bazı tanıtım malzemeleri hekim eğitimine katkıda bulunacaksa, hasta yararına ise ve hekimin görevi ile ilgili ise kabul edilebilir bulunmaktadır.