Şubat ayından itibaren kısmen, 15 Mayıs’tan sonra da tüm üniversitelerde “Performans Uygulaması” başladı. Başladı ama, beraberinde kaos da başladı. Çünkü “Yükseköğretim Kurumlarında Döner Sermaye Gelirlerinden Yapılacak Ek Ödemenin Dağıtılmasında Uygulanacak Usul Ve Esaslara İlişkin Yönetmelik’in 5. maddesi “Madde-5: Bir öğretim üyesi ve görevlisine yapılacak ek ödemede; yönetim kurullarınca belirlenen ek ödeme oranının en fazla yüzde 75’ine kadar mesai içi gelir getirici faaliyeti (B1) puanı, en fazla yüzde 25’ine kadar eğitim-öğretim faaliyeti (C) puanı, en fazla yüzde 25’ine kadar bilimsel yayın faaliyeti (D) puanı ve en fazla yüzde 15’ine kadar diğer faaliyetler (E) puanı dikkate alınır.” demektedir. Bu maddeye göre öğretim üyelerinin maddi gelirleri yüzde 75 oranında “mesai içi gelir getirici faaliyetlere” dayandırılmış, diğer bir tanımlama ile tıp fakültelerindeki öğretim üyesinin sağlık hizmeti sunumu ön planda tutulmuştur. Halbuki Yükseköğretim Kanunu (YÖK)’nun Madde-3/d, Madde 22/a-b-c maddelerine baktığımızda üniversite “eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık kurumu” olarak tanımlanmakta ve öğretim üyesinin görevleri “eğitim-öğretim ve uygulamalı çalışmalar yapmak ve yaptırmak, proje hazırlıklarını ve seminerleri yönetmek, bilimsel araştırmalar ve yayımlar yapmak ve belirli günlerde öğrencileri kabul ederek, onlara gerekli konularda yardım etmek” şeklinde belirtilmekte ve bu görevler olmazsa olmaz görevler olarak vurgulanmaktadır. Çünkü gerek akademik yükseltmelerde ve atamalarda “İlgili bilim alanında uygulamaya yönelik çalışmalar ve uluslararası düzeyde orjinal yayınlar yapmış olmak,” ve gerekse YÖK Kanunu’nun 42 nci maddesinde de denetlemenin öğretim üyesinin bu çalışmaları temel alınarak yapılacağı açıklanmaktadır. “Öğretim elemanlarının bilimsel yönden denetlenmeleri, onların eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayım, seminer, klinik ve uygulama faaliyetleri üzerinde olur.” O zaman öğretim üyesinin sağlık aktivitelerinin akademik yükseltilme, atama ve denetlemelerde hiçbir rolü bulunmamaktadır. Bir taraftan YÖK Kanunu’na göre zorunlu kılınan bu aktiviteler, diğer taraftan ise gelir getirici sağlık aktiviteleri, öğretim üyesini sürekli olarak ikilemlere sokacaktır. Halbuki gerek temel tıp bilimlerindeki gerekse klinik dallardaki öğretim üyelerinin çoğunluğu, araştırmacı özellikleri ve eğitim-öğretimden alacakları duygusal mutlulukları tercih etmeleri nedeniyle akademik yaşama ve zorluklarına katlanmaya yönelmişlerdir. Ancak bu aktiviteler, hazırlanmış bulunan Yönetmelik’e göre bir öğretim üyesinin aile ve çocuklarının yaşam kalitesini zorlayacak bir gelir getirecekse, o zaman öğretim üyesi duygusal mutluluklarının tatmini yerine, aile ve çocuklarının yaşam kalitesine olumlu maddi katkı sağlayacak bireysel gelir getirici sağlık aktivitelerine yönelecek, eğitim-öğretim ve bilimsel faaliyetler karın doyurucu olmadıklarından, içi kan ağlayarak terk etmek veya en azda tutmak zorunda kalacaktır.
Çözüm olarak benim şu iki öneri aklıma gelmektedir:
1. Yönetmelik’in 5. maddesi şu şekilde değiştirilmelidir: “Bir öğretim üyesi ve görevlisine yapılacak ek ödemede; yönetim kurullarınca belirlenen ek ödeme oranının en fazla yüzde 75’ine kadar bilimsel yayın faaliyeti, en fazla yüzde 50’sine kadar eğitim-öğretim faaliyeti, en fazla yüzde 25’ine kadar mesai içi gelir getirici faaliyeti, en fazla yüzde 25’ine kadar mesai dışı gelir getirici faaliyetler ve en fazla yüzde 15’ine kadar diğer faaliyetler puanı dikkate alınır.” Bu şekilde değişiklik yapılmış madde sayesinde bilimsel faaliyetler olan araştırmalar (patentli olan, ülke sosyal yapısı ve ekonomisine, teknolojisine katkı durumuna göre puanlandırılmış), yayınlar (yurt içi-dışı, atıf sayısı, derginin düzeyi puanlandırılmış ve maddi getirisi belirlenmiş), kongreye aktif katılımcı olarak katılmalar (kongre düzenleyicisi, bilimsel kurul üyesi, bildiri değerlendirme kurul üyesi vs, sözel bildiri, poster bildiri, konuşmacı, oturum başkanı vs ler puanlandırılmış) artış gösterecektir. Böylece de öğretim üyesi hem duygusal yönden mesleğinin güzelliklerine hem de geçimi için gerekecek maddi katkılara kavuşmuş olacaktır. Tabii eğitim-öğretim faaliyetleri de doğrudan döner sermayeye yatırılan öğrenci harçları nedeniyle puanlandırılıp maddi getirileri belirlenmiş olmalıdır. Sağlık faaliyetleri olmayan temel tıp bilimlerindeki öğretim üyelerine ise “Bilimsel faaliyet” ve “eğitim-öğretim faaliyetleri” nin oranları daha fazla yapılmalıdır.
2. Veya öğretim üyeleri isteğe bağlı olmak üzere; a) Araştırmacı ağırlıklı öğretim üyesi ve b) Sağlık faaliyeti ağırlıklı öğretim üyesi şeklinde iki gruba ayrılmalıdır. Araştırmacı ağırlıklı çalışmayı tercih eden öğretim üyesi, Yönetmelik’in önerdiğim değişiklik şeklindeki oranlara tabi olacağından, daha az zaman ayıracağı bireysel maddi katkı sağlayacak sağlık aktivitelerinden ziyade, araştırmalarına konsantre olacak ve ailesinin geçimi konusunda endişeli olmayacaktır. Sağlık faaliyeti ağırlıklı çalışmayı seçen öğretim üyesi ise Yönetmelik’in şu anki 5. maddesine tabi olacak ve gelirinin ağırlığını bu faaliyetlerden sağlayacaktır. Ancak bu öğretim üyesi yine bilimsel çalışmalarını ve eğitim-öğretim aktivitelerini de daha az ağırlıklı olacak şekilde yerine getirecektir.
Bu arada tıp fakültesi hastaneleri mutlaka 3. basamaktan çıkarılmalı ve 4. basamak olarak yeniden bir düzenlemeye tabi olmalıdırlar. Ayrıca “hasta paket programı” ve “global bütçe” gibi hekimin bilgi ve deneyimlerine dayanan özgür hareket ve kararını engelleyen uygulamaların dışında da tutulmaları, hasta sağlığı yönünden şart olmalıdır. Çünkü tıp fakültesi hastaneleri sadece bir hastane değil, “Araştırma ve Uygulama Hastaneleri” durumları ile farklıdırlar ve bu özelliklerine göre hem hastayı bu yönden de farklı incelemekte ve farklı tedaviler uygulamakta hem de diğer sağlık basamak kurumlarından gönderilen hastalar için son umut kapısı olmaktadırlar.
Araştırma ağırlıklı çalışmayı seçen öğretim üyesi az oranda, sağlık aktiviteli çalışmayı tercih eden öğretim üyesi ise daha yoğun bir şekilde sağlık aktiviteleri uygulayacağına göre YÖK Kanunu’nun akademik yükseltilme ve atanma ile denetlemeye yönelik maddelerinin de bu aktivitelerin eklenmesi şeklinde değiştirilmesi gerekmektedir.