Tüm insanların, düşünürlerin, sanatçıların, bilim adamlarının yüzyıllar boyu aradıkları bir kavram, bir duygu, bir yaşantıdır mutluluk. Sözlük anlamı itibariyle de, mutlak iç huzur ve hoşnutluk duygusudur.
Mutluluk kendini çok değişken anlamlarla ortaya koyar: Zengin olmanın verdiği mutluluk, aşk ve sevgi mutluluğu, sağlıklı olmanın mutluluğu, bir eser üretme mutluluğu, bir genç bilim insanı adayına yön verme, eğitme mutluluğu, başarılı bir bilimsel toplantıyı gerçekleştirme mutluluğu.
Bilgilerimiz, duygularımızla alabildiğimiz kadardır. Bundan öteye geçemez. Yaşamanın amacı da tıpkı bilgilerimiz gibi, gene duygularımızla aldığımız hazdır. Her davranışımızın nedeni mutlu olmak isteğidir. Yaşamanın amacı haz duymaktır. "Yaşamak için alabildiğimiz kadar haz alalım, ama ölçüyü kaçırmayalım" der, birçok felsefik görüş. Bütün erdemlerin kaynağı olan ölçülü olmak, mutluluğun da temelidir.
Mutluluk öncelikle kendi içimizde aranması gereken bir duygudur. Kendi iç huzurumuz doğrultusunda bütün düşünce sistemleri, bütün dinler, anlaşmazlıkları giderecek, kötülüğü önleyecek, insanları mutlu edecek kurallar getirmeye çalışmışlardır.
Felsefik olarak, ölümden sonra sonsuza kadar mutlulukla yaşayabilmek için dünya üstündeki çok kısa süreli erdem sınavını başarıyla vermek gerekir.
Mutlu olmak için öncelikle bazı erdemleri kazanmak gerekir. Kendine karşı doğru ve saygılı, başkalarına karşı dürüst, tolerans sahibi, mütevazı, topluma hizmet götüren, iyilik yapan, namuslu, çalışkan, iyimser, kendini yenileyen, kararlı, adaletli, insaflı, güvenilir, özverili, paylaşımcı, prensiplerine bağlı, ilkeli olmak gibi…
Akıllı, namuslu ve doğru yaşamadıkça, mutlu olmanın, mutlu olmadıkça da akıllı, namuslu ve doğru yaşamanın imkânsız olduğunu da bize kazandığımız bu erdemler öğretir. Gerçekten de erdemler, mutlu bir hayata sımsıkı bağlıdırlar ve birini ötekinden ayırmak mümkün değildir.
Günümüzde bilim hayatı ve akademik yaşamda karşımıza çıkan insanların birbirini ezmesi, birbirlerinin kuyusunu büyük bir haset duygusu ile kazması, kendi mutluluklarını başkalarının mutsuzluklarında araması değil midir?
Mutluluk üzerine en çok düşünmüş yazarlardan biri olan Bertrand Russel, "mutluluğu ele geçirmek için kendimizi onarmamız gerektiğini" işaret eder. Kıskançlık ve Günah duygusundan arınmayi yani…
Çağdaş düşünür Erich Fromm ise mutsuzluğun nedenini, sadece sahip olma düşüncesi, kişinin kendisi olmayı ve insanca yaşama kavramlarını unutması ya da sahip olmayı yaşamanın kendisi sanması olarak açıklamaktadır.
Mutluluk sadece yayınladığı bir bilimsel eserde, kazanılan bir ödül, geçici icra edilen görevler, işgal edilen makam ve odalar değildir. Mutluluk, özgürce sevgi duymaktır, geniş bir yelpazede ilgi oluşturmaktır. Mutluluk bir ağaç gölgesinde oturmaktır, bir lale fidanında sevgiyi duymaktır, güvenli bir düşüncenin aydınlığında, uygun bir sesin melodiyle kaynaşmasındadır, özlemle içilen bir fincan kahvededir, bir bardak sudadır. Mutluluk, sevdiğine hediye verirken duyulan heyecandır, aile büyüklerinin elini öperken duyulan huzur, çocuklarını izlerken duyulan gururdur. Mutluluk paylaşmaktır, fedakârlıktır, vefadır, güzel bir sözde, anlamlı bir şiir dizesinde, bir fotoğraf karesindedir…
Paylaşılmayan mutluluk mutluluk değildir, ne özel yaşamda ne de bilimsel ortamda…