Disiplinlerarası çalışma
Makalenin başlangıcında, interdisipliner (ing:interdisciplinary) kelimesinin Türkçe karşılığını araştırıp, onu önermek ve kullanmak gerektiği öngörülmüştür Disiplinlerarası işbirliği anlamında kullanılan interdisipliner kelimesinin, bir alandaki önemli problemi birlikte çözme yaklaşımı anlamında olan ve İngilizce Interdisciplinary sözcüğünün okunuşunun bir tür uyarlanması olduğu görülmektedir. Terimlerin birçoğunun Türkçe karşılığının bulunarak kullanılması yerine, maalesef İngilizce okunuşları tercih edilmektedir. Sonuçta İngilizce okunuşlarıyla oluşan sözcükler, Türkçe kelime gibi dilimizde yerleşmeye başlamıştır. Bu durum ise Türkçe düşünme yeteneğinin kullanılmasını engellemektedir(Bu konu başka bir makalede ele alınacaktır). Esasen disiplin sözcüğü meslek dalı anlamında yaygın olarak kullanılmakta olduğundan makalede disiplinlerarası kelimesi benimsenmiştir. Bu bağlamda sıklıkla benzer olarak kullanılan ancak pratikte farklı olan iki terim sonraki paragrafta kısaca açıklanmıştır.
Ortak bir problemin çözümünde, her disiplin uzmanının diğerleri ile ilgilenmeden kendi alanı ile ilgili olan alt problem üzerinde çalışmasına çok disiplinli (multidisipliner) çalışma deniliyor. Bu modelde farklı disiplinlerin bir arada çalışmasının koordinasyonu, istenilen sonuç için önemlidir. Yine Ortak bir problemin çözümünde, belirli bir disipline diğer disiplinlerin katkı sağlamasıyla yapılan çalışma modeline ise disiplinlerarası (interdisipliner) çalışma adı veriliyor. Birlikte çalışma da denilen bu modelde disiplinlerin birbirleriyle ortak olduğu arakesitler etkileşimi arttırmakta ve ortak problem için istenilen çözümler üretilebilmektedir. Hatta ekipte birden fazla alanda uzmanlığı olan üyeler olması arakesitleri arttıracağı için tercih edilen bir husustur.
İnsanlığın gelişim sürecinde yaşanan problemlere yenilikçi çözümler üretilerek medeniyetlerin ortaya çıkması ve ilerlemesi sağlanmıştır. Üretilen çözümlerde ana prensibin “Bulunan bir çözümün yeni problemler üretmemesi” olması gerekirken gerçekte böyle olmadığı görülmektedir. Gerek canlıların organlarının çalışma sistemi, gerekse doğa olaylarının oluş biçimlerinin karmaşıklığı ve birbirlerine olan etkileri nedeniyle yaşanan problemlere özgün ve kalıcı çözümler, ilgili alanda derinliğine bilgi ve uzmanlık ile mümkün olabilmektedir. Bilindiği üzere, uzmanlıkta derinliği sağlarken doğal olarak genişlik azalmaktadır. Çünkü bir kişinin çok farklı alanda derinlemesine uzman olması pratikte çok mümkün olamamaktadır.
Neticede yaşanan problemlerin en etkili çözümü için farklı alanlardaki uzmanların birlikte çalışmasıyla verimlilik artmaktadır. Sağlık, insanlığın öncelikli problemi olarak görüldüğünden, hastalıkların etkili ve kalıcı tedavisi amacıyla farklı alanlarda uzmanlaşan hekimlerin birlikte çalışma konusunda öncü oldukları görülür. Ancak doğadaki yaşam ve olaylar bir ekosistem yapısında birbiriyle etkileşimde bulunduğundan farklı bilim ve çalışma az veya çok diğerini etkilemektedir. Doğal olarak farklı bilim dallarındaki(Tıp, mühendislik, hukuk, vs.) uzmanların yeteneklerini birleştirip zor problemlere özgün ve kalıcı çözümü bulmak için farklı disiplinlerin işbirliği yapması artık bir zorunluluk haline gelmiştir. Disiplinlerarası işbirliği yapılarak üretilen çözümlerin, ayrı ayrı üretilenlerin toplamından daha fazla değer taşıdığı görülmektedir. Karmaşık ve zor problemlerin kalıcı çözümü, ancak disiplinlerarası çalışma ile mümkün olabilmektedir.
Farklı Disiplinlerin birlikte çalışmasının getirdiği yenilikler
Hiç şüphesiz Medeniyetin gelişmesiyle artan ihtiyaçların karşılanması için daha fazla çalışmayla, problemlerin hızlı, kalıcı ve etkili çözümüyle maliyetlerin azaltılması sağlanabilmektedir. Özellikle Elektronik, bilgi sistemleri, iletişim ve yazılım alanları, günümüzde diğer tüm alanlardaki problemlerin çözümünde öncü rol oynar hale gelmiştir. Bilgisayar ve Yazılım teknolojisi girdiği her alanda çok işlevliliği sağladığı gibi, yeni ortak çalışma alanlarının ortaya çıkmasına öncülük etmektedir. İnsanlığın artan refah ihtiyacı ve bazı özel çalışma ortamlarının getirdiği sınırlamalar, bu gelişmeleri hızlandırmaktadır. Disiplinlerarası ortak çalışmanın getirdiği çözümlere ait ürün ve uygulamaların bazı örnekleri aşağıda verilmiştir.
Sağlık alanında teşhis ve tedaviyi kolaylaştıracak cihazların üretilmesi için Tıp, Fizik, Kimya , Biyoloji ve farklı Mühendislik dalları birlikte çalışma yapmaktadırlar. Tıbbi görüntüleme, her türlü analiz, destek robotları ve teletıp ürünleri bazı ilginç örneklerdir. Böylece hastalıklara erken teşhis koymak yanında etkili tedavi yöntemi uygulanarak daha iyi sonuçlar alınabilmektedir. Bu vesile ile, yaşadığım bir olayı paylaşmakta yarar görüyorum. İç hastalıkları uzmanı olan tabip bir öğrencimiz (Uzm.Dr. Mehmet Lütfi Hocaoğlu), uzmanlıktan sonra merkezi yerleştirme sınavı ile G.Y.T.E. Bilgisayar mühendisliği bölümüne girerek 2006 yılında mezun olmuştur. Kendisi ile daha sonraki görüşmelerimizde, mühendislikten mezuniyeti sonrasında, hastalıkları teşhis yönteminin değiştiğini ve önemli fark hissettiğini vurgulamıştır. Bir örnek ile genelleme yapılması mümkün olmasa da olay, disiplinlerarası işbirliği konusundaki hipotezleri doğrulaması açısından önemlidir.
Makine, Elektronik ve Bilgisayar çalışma alanları, Robotik, Mekatronik ve Seri Üretim ile insansız fabrika gibi yeni çalışma alanları ortaya çıkarmıştır. Ayrıca Yeni bilim dallarının ortaya çıkması (Mekatronik, tıbbi bilişim, adli bilişim, adli tıp, nükleer tıp, Sibernetik vs.) gerçekleşmiştir.
Yine disiplinlerarası birlikte çalışma sonucunda geliştirilen robotların kullanımıyla savaşlardaki can kaybını ve ölümlü iş kazalarını en aza indirmek mümkün olabilmektedir.
Küresel salgınlar nedeniyle disiplinlerarası çalışmanın gerekliliği daha çok anlaşılarak yeni iş modelleri geliştirilmiştir. Böylece, çalışma hayatını zorlaştıran engellerin azaltılması yanında maliyetler düşürülerek verimlilik arttırılmaktadır.
Son gelişmeler ile sanal gerçeklik uygulamaları sayesinde çok farklı alanlarda benzetimler yapılarak geliştirme ve üretim maliyetleri azaltılmaktadır. Sanal evren (metaverse) uygulamasının gelişerek devam edeceğini söyleyebiliriz.
Gelecekte ise disiplinlerarasındaki geçişler ile oluşacak teknolojik yenilikler ve üretkenlik sonucu yapılacak buluşların öngörülen bazı sonuçları aşağıda verilmiştir.
- Yaşam süresinin iki katına çıkması
- Doğumdan Önce Genetik Mühendisliği ile hastalıkların tedavisi
- Deniz suyu ile sulanan bitkiler (Yiyecek, mineraller vs.)
- Düşünce ile robotların kontrolü mümkün olması
- Sanal gerçeklik yaygınlaşarak bilgisayar ara yüzü ile avuç içinde klavye kullanılabilmesi
- Gelecekteki savaşlarda kritik konumlara yerleştirilen daha az asker ile en az can kaybı olması
- Robotların savaşta kullanımının artması(robotların savaşı)
- Yapay Zekanın insan zekasının önüne geçmesi
Toplumların refah düzeyinin arttırılması ve medeniyetlerin gelişmesi için öngörülen geliştirme ve yenilikler, disiplinlerarası araştırma çalışmalarının sonunda gerçekleşebilecektir.
Disiplinlerarası çalışma Kültürü ve Riskler
Disiplinlerarası etkileşimli çalışma ve araştırmanın olmazsa olmaz koşulu, farklı alanlarda ve çözülmesi öngörülen problem ile ilgili konularda uzman bir ekibin oluşturulmasıdır. Söz konusu ekipte planlama, birbirinin eksiğini tamamlama ve işbirliği kültürü içselleştirilmiş olmalıdır. Ekipteki uzmanlar ne kadar yetkin olurlarsa olsunlar takım çalışması kültürü sağlanamaz ise aşağıdaki olumsuzlar yaşanır ve üzerinde çalışılması düşünülen probleme istenilen çözümün bulunması mümkün olmayacaktır. Birlikte çalışmada yaşanabilecek muhtemel problemlerin bazıları aşağıda verilmiştir.
- Uyumlu ekip kurulamaz ise üzerinde çalışılan problem için özgün çıktılar elde edilemez
- Ekip halinde uzun süreli çalışma kültürünün olmaması ekibi olumsuz etkiler
- Ekipte egosu baskın uzmanlar ve diğerlerine hükmetme eğilimi olması çalışmayı olumsuz etkiler.
- Farklı disiplinlerde ortak bir problem bulunması oldukça zordur
Sonuç ve öneriler
Günümüzde karşılaşılan karmaşık problemlere özgün ve kalıcı çözüm üretilmesi, farklı disiplinlerdeki uzman araştırmacı ve bilim insanlarının uzmanlıklarının birleştirilmesi esasına dayanan beraber çalışma modeliyle mümkün olabilecektir. Modelin başarısı için uzmanların birlikte çalışma kültürüne sahip olması çok önemli bir husustur. Uzman araştırmacı ve bilim insanı yetiştirme yanında, özgün araştırma yaparak insanlığın problemlerine çözüm üretmede en önemli görev Üniversitelere düşmektedir. Üniversitelerdeki uzman araştırmacı ve bilim insanlarının bu önemli görevi yapabilmeleri için birlikte çalışma kültürüne sahip olmaları önemlidir. İnsanların doğal özellikleri olan bencillik ve bireysel davranma eğilimine karşı farklı disiplinlerin birlikte çalışması kültürünün Üniversitelerde yerleşmesi önemlidir. Doğal akışına bırakılmayacak kadar önemli olan bu kültürün Üniversitelerde gelişmesi için bazı öneriler aşağıda verilmiştir.
- Akademisyenler bu konularda bilinçlendirilerek birlikte çalışma ve özgün sonuç üretmeye inanmaları sağlanmalı. (Doçentlik kriterlerinde tek yazarlı makale koşulu, akademisyenleri bireysel çalışmaya zorlamıştır.)
- Farklı disiplinlerin işbirliği çıktılarının bilimsel değerinin takdir edilerek ilave puan verilmesi sağlanmalı.(Örnek: Yükseltmelerde, disiplinlerin işbirliği sonucu üretilen proje ve yayınlara ek puan verilebilir.)
- Böyle proje ve çalışmalar ayrıca maddi olarak da desteklenmeli.
- Üniversite öğrencilerinin ders planlarına konunun bireysel ve toplumsal yararlarının ders olarak koyulması ve öğrencilerin inanması sağlanmalı.
- Birlikte çalışma ve araştırma modelini esas alan lisans ve lisansüstü programlar yaygınlaştırılmalı.
- Birlikte çalışma modelinin çıktılarının sergilendiği fuar ve organizasyonların yapılması teşvik edilmeli.
1 yorum
İnsanlık tarihini değiştiren ve ileriye taşıyan pek çok önemli kavram ve buluş, sadece üniversitelerden çıkmamıştır. Aksine, disiplinler arası çalışma kültürü, zaman zaman bilim insanlarını dışlayan, küçümseyen ve yanlış anlaşılan yargılarla karşı karşıya bırakmıştır. Bu tür yargılar, bilim insanlarını baskı altına almış, hatta onların çalışmalarını engellemiştir. Peki neden bu durum kutsal sayılıyor?
Disiplinler arasında dolaşan akademisyenler, belirli bir otoriteye ve egemenliğe ihtiyaç duyarlar. Ancak, gerçek bilim insanları için üniversiteler ve disiplinler bir zorunluluk değildir; aksine, bu tür yapıların onları sınırlayan birer engel olduğu düşünülebilir. Bu ifade ağır gelebilir, ancak gerçekler de çoğu zaman ağırdır ve kolay kolay göz ardı edilemez.