“Women need a reason to have sex. Men just need a place.”
Billy Crystal (1948- ) [ABD’li aktör, yönetmen ve yapımcı]
İki hafta önce bu köşede yayımlanan “Uyumaya Devam! Atı Alan Okyanusu Geçmiş!” başlıklı, bir tıp öğrenci birliğinin üniversitelerin birinde AIDS konusunda bilinçlenmeyi artırmak adına prezervatif dağıtması olayından yola çıkarak yazdığım yazı bir hayli eleştiri ve tepki aldı. Benim gibi düşündüğünü bildiğim ve o yazıya destek verdiğinden adım gibi emin olduğun yüzlerce insanın yine sessiz kaldığı “Yorum” köşesi diz boyu ‘ince hakaret’ ve eleştiri mesajları ile doldu.
Bu arada TurkMSIC’in mevcut yönetiminden de arayanlar oldu ve kendilerine haksızlık yapıldığını, köşemde yazdığım sözleri hak etmediklerini ifade ettiler. Ben de, kendilerinden gelecek bir açıklamaya memnuniyetle yer vereceğimi ve maksadını aşan sözlerimden dolayı da özür dileyebileceğimi söylemiştim. Türk Tıp Öğrencileri Uluslararası Birliği adına, Yönetim Kurulu Başkanı Davut ÇEKMECELİOĞLU’nun gönderdiği “Resmi Açıklama” metnine aşağıda yer veriyorum. Ondan sonra söyleyecek birkaç sözüm olacak…
“Sayın Prof. Dr. Şahin Aksoy,
TurkMSIC Yönetim Kurulu Başkanı olarak, ben de saygı değer Rektör Hocalarımı göreve, hatta bir öz göreve davet ediyorum. Bu öz görev; asla bir arka bahçe olmayan, ancak gerçek bir fidanlık olan TurkMSIC’in daha yakından tanınarak ihya edilmesidir. O fidanlık ki, ülkenin topraklarına kök salacak aydınlık geleceğidir, topluma nefes verecek geleceğin güçlü ormanıdır.
TurkMSIC’in felsefesi, geleceğin hekimlerine sağlık sorunlarına dair kapsamlı bir giriş sunan çalışmaları ve olanakları yardımıyla; Türkiye’nin ve dünyanın sağlığını şekillendiren, ulusal ve uluslararası eşitsizlikleri değiştirmekte istekli, toplumsal değerlere duyarlı; iyi niyet, samimiyet ve kabiliyet sahibi tıp öğrencileri yetişmesine katkıda bulunmaktır.
Bu bağlamda, “TurkMSIC’i tanıması gereken profil” kavramı tıp camiasının bütün üyelerini kapsar. TurkMSIC, tıp fakültesi öğrencilerine bir ekip içerisinde, birlik anlayışı ile çalışma fırsatı sunarak; onların yaratıcılığını, sorun çözebilme yeteneklerini ve liderlik becerilerini geliştirir. Bu özelliğiyle ülkemiz tıp eğitiminin tamamlayıcı bir öğesidir.
TurkMSIC; her türlü görüş ve düşüncenin özgürce dile getirilebildiği bağımsız bir çatıdır. Bu kapsamla hayata geçirilecek faaliyetler gelişim ölçüsünde değişimi ve eleştiriyi kabul eder. Kaleme alınan yazıda olduğu gibi; net bir şekilde haksızlığa uğradığı durumu dahi olgunlukla karşılar.
Ne var ki, bu denli iyi niyet ve samimiyet barındıran güçlü öz görevimize rağmen; kötü niyetin göstergeleri olan, gençliğimizi evlilik dışı cinsel ilişki ve içkiye sevk etme ithamları gibi asla kabul edilemeyecek yorumlarıyla onlarca değerli girişimimizi hiçe sayması sebebiyle Şahin hocadan özürlerini tıp camiası ile paylaşmasını bekliyorum.
Saygılarımla”
TurkMSIC adına Sevgili Davut’un gönderdiği açıklama bu. Kendisi ile telefonda da görüştük. Yaptıkları çalışmaları bana anlattı. Yazdıklarına ve söylediklerine inanmak zorundaydım ve inandım. Dolayısıyla bir olaydan -ki bu olayın yanlışlığına birazdan tekrar değineceğim- yola çıkarak yaptığım genellemelerin kendisi dâhil pek çok eski ve yeni TurkMSIC üyesi genci incittiğini fark ettim. Bu yüzden yeterince araştırmadan yazmış olduğum bu yazı ile ‘güzel’ işler yapan insanları üzdüğüm için özür dilerim.
Ancak, ‘Davut Başkan’ ne kadar nazik ve duyarlı ise onun tam aksine ölçüsüz ve ön yargılı yorum yazanlara tekrar etmek isterim ki:
– AIDS konusunda bilinçlendirme yapmak adına üniversite bahçesinde kondom dağıtmak yanlıştır. Bunun sponsoru kondom firması olsa da yanlıştır, WHO olsa da yanlıştır. Üniversiteli gençlere -ki bunların yüzde 99’unun evli olmadığını tahmin etmek hiç de zor değil- kondom dağıtmanın anlamı eğer “Alın bunu balon yapıp patlatın” değilse, “Alın bunu güle güle kullanın, hem istenmeyen gebelikten korunursunuz hem de cinsel yolla bulaşan hastalıktan” demektir. Bunu yıllar önce İstanbul’da yapılan Ulusal AIDS Kongresine konuşmacı olarak davet edildiğimde de söyledim. AIDS’den ve diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmanın yolu “güvenli seks” olarak değil, evlilik dışı ilişkiden sakınma ve tek eşlilik olarak dillendirilmeli. Çünkü AIDS yüzünden sağlığını ve hayatını kaybedenlerin sayısı, evlilik dışı ilişki ve cinsel sadakatsizlik yüzünden sağlığını, hayatını ve sosyal refahını kaybedenlerin sayısı yanında dikkate alınmayacak kadar düşüktür. Ülkemizde AIDS büyük oranda (yüzde 85) cinsel yolla bulaşır ve bunun tamama yakını hastalığı fuhuş sektöründe çalışan kişilerden veya evlilik dışı ilişki yoluyla almaktadır. Öyleyse “sivrisinekle mücadele edeceğinize, bataklığa dikkat çekin” deyince niye bize söylemedik söz bırakmıyorlar anlamıyorum.
– Bu ülke gençliğinin -özellikle de üniversite gençliğinin- içki, uyuşturucu ve cinsellikle imtihanı söz konusudur.Sigara ile mücadele edildiği gibi bu üç ‘bağımlılık yapıcı kötü alışkanlık’ ile mücadele edilmelidir. Üniversite gençliğini her türlü cinsel çağrışım yapıcı, alkol tüketimini özendirici ve uyuşturucu kullanımını kolaylaştırıcı eylem ve etkinlikten korumak ve sakındırmak başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere üniversite yönetimlerinin görevidir. Bir hekim, bir üniversite hocası ve bir baba olarak bu konuda yetkililere çağrı yapmama tepki gösterilmesini anlamam da mümkün değil. Nasıl ki ben, kızımın veya oğlumun evlenene kadar pek çok cinsel partner sahibi olup her birinden ayrı bir -fiziksel ve ruhsal- travma ile ayrılmasını istemem, nasıl ki kendi çocuklarımın sağlığını ve parasını akli melekelerini zayıflatıp onu ‘hasta eden’ meşrubatlara harcamasını arzu etmem ve nasıl ki sevdiğim hiç kimsenin uyuşturucu bağımlısı olmasını istemezsem hiçbir üniversiteli gencin de bu zararlı alışkanlıklara müptela olmasını istemem. Evet, doğru anladınız, evlilik dışı ilişki ‘zararlı bir alışkanlıktır’ ve ‘bağımlılık yapıcıdır’.
Yazımı, Yorum köşesinde bana cevap yazan ve bana karşı oldukça rencide edici ifadeler kullanan Jin. Op. Dr. Karali’ye yazdığım cevabi mesajla bitirmek istiyorum. Bu sözler onun şahsında yazımı eleştiren herkese gelsin! “Sayın Meslektaşım, Ben size ne yazayım? Kendinizce dalga geçmiş, aşağılamış, hakaret etmiş, bana cevabını bildiğiniz sorular yöneltmişsiniz. Ben sizi değil, sizin gelecek nesillerinizi düşünerek bu yazıları yazıyorum. İster cevap yazın ister yazmayın, ama okumaya devam edin, kimbilir belki siz de bir gün doğru düşünmeye başlayabilirsiniz. Ne diyeyim, Allah size ve bütün sevdiklerinize gönlünüze göre versin…”
Tekrar ediyorum: “Ben bu yazıları sizi değil, sizin gelecek nesillerinizi düşünerek yazıyorum.”