Her şeyin hızlıca tüketildiği, insan emeğinin rakamlara indirgenip nicelikle ölçüldüğü bir çağda yaşıyoruz. Bilgiye ulaşmak kolaylaştı ama bilgeliğe ulaşmak hâlâ zor. Bu zor yolculukta eğitimin rolü daha önce hiç olmadığı kadar kritik bir noktaya geldi. Hele ki konu sağlık alanında uzmanlaşmak ve insan hayatına birebir dokunmak olduğunda bu sorumluluk katlanarak artıyor. Diş hekimliğinde uzmanlık eğitimi de tam bu noktada bir eşiktir, bilgi aktarmanın ötesinde insan yetiştirmenin alanıdır.
Biz yalnızca uzman bir diş hekimi yetiştirmiyoruz. Biz, acı çeken bir insana nasıl yaklaşacağını bilen, acil bir durumda hastasına sadece bir vaka olarak değil bir insan olarak bakabilen, teknik sorunları çözmenin yanı sıra insan ilişkilerinde de dengeli kalabilen bireyler yetiştiriyoruz. Bunun adı yalnızca “öğretim” değildir. Bunun adı “eğitim”dir. Eğitimin içinde karakter vardır, vicdan vardır, sabır, empati ve denge vardır. Bugün eğitimin içini sadece müfredatla doldurursak, genç meslektaşlarımızı yarı yolda bırakmış oluruz. Çünkü hayatta onları bekleyen zorluklar sadece teknik değildir. Bazen insan doğru bildiğini savunurken yalnız kalmak zorunda kalır. Bir hekim bir hata karşısında nasıl durulacağını, nasıl özür dileneceğini, nasıl sorumluluk alınacağını bilmelidir. İşte bu noktada eğitim sadece bir akademik gereklilik olmaktan çıkar, bir yaşam pusulasına dönüşür. Bu yüzden eğitimcilerin niteliği eğitim sürecinin kalbidir. Eğiticinin bilgisi elbette önemlidir ama tek başına yeterli değildir. Liyakatli bir eğitici aynı zamanda adil, tutarlı ve ilham verici olmalıdır. Disiplinli, ama kırıcı değil. Yönlendirici, ama dayatmacı değil. Çünkü öğrenci gözünü ona diker. Onun gibi olmak ister. Ve unutmayalım ki kötü bir örnek eksik bir bilgiden daha kalıcı bir yara bırakır.
Peki bu eğiticiler nasıl seçiliyor? Akademik atamalarda liyakat gerçekten öncelikli mi? Bu sorunun cevabı hem öğrencinin hem sistemin hem de toplumun kaderini belirliyor. Akademik unvanların yalnızca yayın sayılarıyla, ilişki ağlarıyla ya da görünürlükle değil; gerçek yetkinlik, etik tutum ve eğitme becerisiyle verilmesi gerekir. Aksi hâlde biz sadece makamlar dağıtmış oluruz; güven değil. Çünkü liyakatsiz bir eğitimci sadece bir kişiyi eksik yetiştirmez. Onun eksik bıraktığı her yön toplumun sağlık hizmetine yansır. Bu zincirin halkaları hastaya kadar ulaşır. Bu yüzden liyakat kişisel bir başarı meselesi değildir. Liyakat bir toplum sözleşmesidir. Ve bu sözleşmeye sadakat en az sınır güvenliği kadar önemlidir. Çünkü toplumun güvenliği ancak insanına duyduğu güvenle mümkündür.
Bugün bizler, diş hekimliğinde uzmanlık eğitimi verirken, yalnızca bilgi aktarmıyor bir ülkenin geleceğine şekil veriyoruz. Bu eğitimi bir yarışa, bir rekabete ya da bir statü kazanımına indirgersek asıl amacımızı unuturuz. Oysa idealimiz etik değerlerle donanmış, mesleğini aşkla yapan, insanlara umut verebilen hekimler yetiştirmek olmalı.
Unutulmamalıdır ki liyakat sadece bir sistem tercihi değildir. Aynı zamanda bir ahlak meselesidir. Ve bugün bu ahlakı korumak her şeyden çok bir vatan görevidir.
3 yorum
Kutluyorum. Tespitler ve öneriler anlamlı ve çok güzel.
Teşekkür ederim hocam.
Müthiş! Kaleminize sağlık hocam.