Tüm okuyuculara hayırlı Ramazanlar diliyorum. Ramazan bilindiği gibi rahmet ayıdır. Riyası olmayan bir ibadettir. İnsanın sadece inandığı ve Rabbinin istediği için belli saatlerde yeme ve içmesine ara verdiği, böylece yeme ve içmeye muhtaç insanların halini empati edip, ihtiyacı olanlara imkanı ölçüsünde yardım etmeye vesile olan bir aydır aynı zamanda.
İslam başta olmak üzere bütün dinler iyiliği, birbirine yardım etmeyi ve ihtiyaç sahiplerine vermeyi öğütlüyor. Vermeyi artı bir değer olarak tanımlıyor. Aslında evrenin yaratılışı tamamen ilmi esaslara göredir. Maddeler atomlardan, atomlar çekirdek ve elektronlardan oluşuyor. Son yörüngede ki elektronlarını başka elementlere veren elementler, verdikleri elektron sayısı kadar artı (+) değerlik kazanıyor. Mesela alüminyumun atom numarası 13 dür. Proton ve nötrondan oluşan çekirdeğin etrafında birinci yörüngede 2, 2. yörüngede 8 ve 3. yörüngede 3 elektron vardır. Alüminyum son yörüngedeki üç elektronu çevresindeki elementlere vererek +3 değerlik kazanır, alan ise -3 değerlikli olur. Böylece bir bileşik oluşturarak her iki element de denge durumuna geçerler.
Sosyal yapılarda da veren, infak yapanlar artı (+) değerlik kazanırken, alanlarla bir hüsniyet oluşturarak sosyal yapıların dengeye ulaşmasına sebep olurlar.
Günümüzde sosyal yapı infak yapmayan, kanaatsiz, hep daha fazlasına sahip olma duygularının kontrolündeki insan topluluğuna dönüştü bu da sosyal yapıda dengesizliğe, karmaşa ve güvensizliğe sebep oluyor. Dengesizlik hali sürekli olamaz. Maddeler yaratılış gereği denge ve kararlı hale geçme eğilimindedirler. Öyleyse sosyal dengeye geçmek için sosyal bir iyilik hareketine ihtiyaç vardır. Peygamber efendimiz de veren el alan elden üstündür derken vermenin, infak yapmanın artı bir değer olduğuna vurgu yapmıyor mu.
1.103
önceki yazı