Aralık 2008 tarihli bir haberde Diyarbakır’da bir özel tıp merkezinde tedavi olan hastalara çay ve bayram şekeri verildigini duymuştum. Bunu dogru bulmadıgını açıklayan birçok hekim oldu. Bu arada kendisini savunan tıp merkezinin yöneticisi verdiklerinin bazen bir kalem veya çocuklar için balon olduğunu ve bu yörenin İstanbul, Ankara ile kıyaslanmaması gerektiğini söylüyordu.
Dogrusu renkli ve bol eglenceli TV kanallarımızın haber bültenlerinde çok renkli ve izleyicisini geri zekâlı düşündügü için söylediklerini sürekli tekrarlamalı haberlerinde yapılan aleni sağlık reklamlarının yanında, bu çok masum bir pazarlama şekli idi. Ana haber bültenlerindeki bu güya sağlık haberlerinin çogunun bir bedeli olduğunu ve bu bedelin açıkça hekimlere duyuruldugunu daha önceki bir yazımda belirtmiştim. Ayrıca bol sohbetli, bazen dansetmeli sabah programlarındaki meşhur kadın yapımcıların sadece yüz germe, kilo verme için degil, tıp merkezi, özel hastane vb. reklamlarını tanıtım-haber gibi sunmak şeklinde para talep ettiklerini de biliyoruz. Diyarbakır’da şeker veya kalem dagıtan özel tıp merkezinin suçu ne ola ki?
Dogrusu özel sermayeye sorarsanız, her üretilen şeyi satmak için bir miktar reklam ve promosyon-tanıtım ürünü- vermek hem gereklidir hem de dürüst bir şeydir. Askeri malzemelerin bile reklamının yapıldıgı bir ortamda saglıgın mı reklamı yapılmayacak?
Bu konuyla çok ilişkili degil gibi görünse de SGK tarafından yeni yayınlanan ve özel hastanelere puanlar veren liste aklımıza geliveriyor. Bu listeyi özel hastanelerin çok önemsedigini söylemeye gerek yok sanırım. Çünkü A, B, C gibi bir sınıflama bu hastanelerin resmi kurumlardan alacakları payları belirleyecek. Çok masum ve etkili gibi görünen bu sınıflama acaba resmi hastanelerde neden yapılmıyor bilmiyoruz? Ancak hastaların kaliteli hastanelere biraz daha fazla para ödemesini resmileştiren ve herşeyi sınıflandıran bir içerige sahip degil mi? Devlet eliyle hastaneler sınıflandırılırken, aynı zamanda halkımız da sınıflara ayrılmış olmuyor mu?
Ayrıca bu puanlamalar sadece hastanelerin alt- yapı-araç, gereç- düzeneklerine göre yapıldıysa bunu yeterli bulmak mümkün degildir. Bu hastanelerde yapılan tedavilerin cinsleri, büyüklükleri, tedavi sonuçları ve komplikasyon yüzdeleri ile puanlamalar yapmak gerekir. Çalışanların ve işleyişin kalitesini ancak bu şekilde anlayabilirsiniz.
Bir sağlık reklamının etik olmadıgını söylemek kolaydır. Ancak gazetelerdeki tıp merkezi ve doktor ilanlarından, doktor tabelalarından tutun da biraz önce belirttigim habermiş gibi verilen gazete ve TV reklamlarına dek habire çok geniş bir spektrumda sağlık reklamı yapılmaktadır. Eskilerde muayenehanelere hasta toplayan komisyoncular varmış. Bugün bunlar yok, ancak daha etkilileri var. Ne yazık ki saglıgın piyasalaşması gittikçe daha profesyonelce reklamlarla yapılmaktadır. Derneklerin ve tabip odalarının bu konuda duyarlılıklarını arttırmaları gerektiği kanısındayım.