31 Ocak’ta uygulanmaya başlayacak yeni yasa gereği tıp fakültesi hastanelerinde özel hasta bakılamayacak ve performans uygulaması başlayacak. Ancak uygulamaya 20 gün kalmasına rağmen performans uygulaması ile ilgili YÖK’ten bir uygulama tebliği gelmemiş durumda. Bir belirsizlik sürmekte. Bazı üniversiteler yasayı farklı yorumlayarak dilekçeler istiyor, değişik performans hazırlıkları yapıyor. Bir kargaşadır sürüp gidiyor.
Yeni uygulama başlıca üç çeşit değişiklik getiriyor üniversite hastanelerinde:
(1) Özel hasta bakılamayacak ve özel ameliyat yapılamayacak. Bu durumda üniversite hastanelerinin gelirlerinde yüzde 15-20 civarında bir gelir düşüklüğü olacak. Zaten ödeme zorluğu içindeki üniversite hastaneleri daha da zor duruma düşecek. Hastane gelirlerinin hemen hemen tamamı SGK ödemelerinden gelen, sıcak para girdisi kalkan üniversite hastaneleri yakın gelecekte SUT puanları biraz daha düşürülürse ne yapacağını düşünmeye başlamıştır. Marmara Üniversitesi örneği sırayla tüm üniversite hastanelerinin başına gelebilecektir. Oysa vakıf üniversitelerinde böyle bir uygulama olmayacağını biliyoruz.
(2) Şu anda tam gün çalışan ve özel hasta bakan öğretim üyelerinin gelirlerinde düşme olacak. Bu düşme cerrahi bölümlerde daha belirgin olacak. Söylenen performans uygulamalarının Sağlık Bakanının söylediği miktarlara asla ulaşamayacağını herkes biliyor. Bunun ne kadar olacağını birkaç ay içinde daha net göreceğiz. Performansa göre ödeme birçok sakıncayı birden getirmektedir. Performansa öğretim üyesinin yayınları mı, verdiği dersler mi, gördüğü hastalar mı, yaptığı ameliyatlar mı katkıda bulunacaktır? Mesleki sorumluluk sigortasındaki riskler performansa katkıda bulunacak mıdır? Zaman zaman çok komplike, riskli bir hasta ile saatler, günlerce uğraşmak zorunda kalan üniversite çalışanları bunun performansa katkısı olmadığını görünce bu hastalarla uğraşmaktan vaz geçecekler midir? Gelirlerini azalttığını gördüğü için yüksek teknoloji ürünleri kullanmaktan vaz geçecekler midir? Acaba bu uygulamalar yeni çekişme, çatışma alanları mı yaratacaktır? Senin performansın neden benden fazla diyenler olacak mıdır?
(3) Yarım gün çalışan öğretim üyeleri artık tam gün çalışacaklar, mesai bitiminde muayenehane veya özel hastanelere gitmeye devam edecek. Ancak bununla yetinmeyen, muayenehaneleri tamamen kapatmak isteyen Sağlık Bakanlığı yeni yasa ve yönetmelikler çıkararak bunu imkansız hale getirmeye çalışmaktadır. Devlet hastanelerinde bu politikası meyvelerini vermiştir.
Adeta her gün değişen, yenilenen sağlık yasa ve yönetmelik haberleri tıp fakültesi hastanelerini şaşkına çevirmiş ve ne yapacağını bilemez hale getirmiştir. Tıp fakültesi hastanelerini zor günler bekliyor.
Sağlık eğitimi ve araştırmalarında öncülük eden ve sağlık hizmetinde de büyük bir yeri olan üniversite hastanelerinde değil 5-10 yıllık programlar yapmak, birkaç aylık programlar yapmak mümkün olamaz duruma gelmiştir. Doğrusu tüm sağlıkçı öğretim üyeleri yeni yasalar karşısında çaresizlik ve “Şimdi ne olacak?” düşüncesinden kendini alıkoyamamaktadır. Şimdiden değerli sağlık eğitmenlerinin gerek üniversite gerekse eğitim hastanelerinden ayrılmaya başladıklarını ve buna hazırlandıklarını duymak üzücüdür. Bu kişiler kolay yetişmemektedir ve yerlerine yenisini koymak kolay olmayacaktır.
Bu yasa ve yönetmelikler bizlerde büyük ölçüde bir motivasyon eksikliğine, isteksizliğe de yol açmıştır. Hekimlerin ve hekim öğretim üyelerinin özlük haklarının bu denli tırpanlandığı bir başka dönem olmamıştır. Öğretim üyeliği ve hekimlik zaman bilmeyen bir iştir. Bu ortamda bunu düzgün bir şekilde sürdürmek zorluğu çekmektedir sağlıkçı öğretim üyeleri.
Sağlık hizmetinin daha iyi yapıldığı bir yarın dileyerek ve “Gelecek daha aydınlık olacaktır” umudumu korumaya çalışarak sözlerimi bitirmek istiyorum.