Milletlerin hayatı, onların hayalleridir
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)’nde bulunan üniversiteler dolaylı olarak uluslararası camiada tanınmayı sağlayan ve bu süreci hızlandıran kurumlardır. Onlarca ülkeden öğretim üyesi ve binlerce öğrenci KKTC’de bulunuyorsa, bu fiilen işleyen bir sürecin resmi düzeyde KKTC’nin tanınmasına da önemli katkılar sağladığını göstermektedir.
Üniversiteler, dar anlamda yalnız yükseköğretim kurumları değildir. Eğitimden ekonomiye, bilimden kültüre, sosyal ve kültürel yaşamdan spora, yetişmiş akademisyen kadrolarından beyin gücüne, kısaca yaşamın tüm alanlarında katkıları bulunan ve kamu hizmeti yapan kurumlardır. KKTC’nin üniversiteler adası olmasının fikir babası olarak anılan merhum Prof. Dr. İbrahim Hakkı Atun, yaşamı boyunca sayısız başarıya imza atan çalışkan ve girişimci bir bilim insanı olarak bilinmektedir. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinin Kurucu Rektörü olan Atun, aynı zamanda KKTC’nin tek tıp, diş hekimliği, eczacılık fakültelerine sahip ve aynı zamanda en büyük üniversitesi olan Yakın Doğu Üniversitesinin de Rektörlüğünü yapmıştır. Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesinden mezun olan İbrahim Hakkı Atun, KKTC’de kurulacak sanayinin üniversitelerden oluşacağını söyleyerek ve KKTC’nin üniversiteler ülkesi olması için çalışmaların hemen başlatılmasını, 1975 yılları başında siyasi iktidardan talep eden kişidir.
Bu düşüncenin ısrarı ve kararlılıkla girişimlerin sürdürülmesi ile Türkiye Cumhuriyeti ile o dönemki siyasi ismi ile Kıbrıs Türk Federe Devleti yetkilileri de bu fikri uygulamaya koymak kararı almışlardır. Bilindiği gibi KKTC’de günümüzde fiilen yedi üniversite bulunmaktadır. Yakın Doğu Üniversitesi, Doğu Akdeniz Üniversitesi, Girne Amerikan Üniversitesi, Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi, Lefke Avrupa Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kuzey Kıbrıs Kampüsü ve ayrıca Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesine, kayıtlı 45 bine yakın öğrenci olduğu bilinmektedir. Yükseköğretim Kurulu (YÖK)’nun destekleri ile ve akreditasyon kriterleri uygulamaları sonucu bu eğitim kurumları eğitimde kaliteyi yakalamış ve hemen her yıl yeni yatırımlar ile başta Yakın Doğu Üniversitesi olmak üzere seslerini uluslararası eğitim dünyasına duyurur hale gelmişlerdir.
Bu yükşeliş trendine rağmen geçtiğimiz yıl ekonomik krizden dolayı her sektörde yaşanan talep darlığının bir yansıması olarak, üniversitelere olan talebin düşmesi sonrası en çok kontenjan açığı bulunan beş üniversitenin üçünün KKTC’de olması dikkat çekmektedir.
Bunun ilk saptanabilen nedenleri arasında Türkiye’deki toplam üniversite sayısının son on yedi yıl içinde 140’ı aşmasıdır. Bunların 47 adetinin vakıf üniversitesi olması da rekabet açısından önemli bir faktör olarak değerlendirilmektedir. Bir başka deyişle, artan bir hızla Ana vatan kökenli öğrencilerin Yavru vatandaki üniversitelerin yerine, Türkiye’deki ve yeni bir alternatif olarak, eğitim kaliteleri yüksek olmasa da, daha ekonomik şartlar sunması açısından Balkan ülkelerinde gidebilecekleri okul sayısının artmasıdır.
Büyüyen bir ekonomi olarak beşeri sermaye stoğunu yükseltmek için üniversite sayısını artırmak zorunda olan Türkiye’nin, üniversite bulamadığı için KKTC’ye gitmeye karar veren öğrencilerin sayısında azalmaya katkıda bulunması uzun vadede kaçınılmaz görünmektedir.
Bu yıl yoğun olarak azalan öğrenci akışına karşın, Türkiye Cumhuriyeti menşeli üniversitelere yatırımların hızlanarak devam etmesi, KKTC’nin ekonomik ve siyasi olarak bekası için çok büyük önem arzeden üniversitelerinin iç denetim ve revizyonlardan geçirilerek, misyon ve vizyon olarak yeniden ve acilen düzeltilmeleri, düzenleme önlemlerini almaları ve bu eğitim kurumlarında kan kaybının önlenmesi anlamında kısa ve uzun vadelere yayılacak tedbirler için devlet politikalarının üretilmesi gerekmektedir.
Bu tedbirlerin başında, bir övünç kaynağı olmasını teminen KKTC’nin üniversiteler ülkesi haline dönüştürülmesi hedefi doğrultusunda, YÖK ve Yükseköğretim Planlama, Denetleme, Akreditasyon, Koordinasyon Kurulu (YÖDAK) tarafından akredite edilmiş üniversitelerin en iyi şekilde denetimi, üniversitelerin eğitim kalitesinin arttırılması ve bu paralelde iyi bir akadenik kadronun temin edilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, Yüksek Öğrenim Kanunu’nun 39. maddesine 1997 yılının Mayıs ayında yapılan bir ek ile Türk Cumhuriyetleri ve akraba topluluklardaki yükseköğrenim kurumlarından resmi davet alan öğretim elemanlarına, 3 yılı aşmamak ve özlük hakları saklı kalmak üzere YÖK kararı ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın onayı ile yurt dışında çalışma izni verilmesine yönelik Yönetmelik’in korunması da çok önem arz etmektedir.
Kuzey Kıbrıs Üniversitelerinin verdikleri eğitimde, belli konularda uzmanlaşma, kaliteyi artırma, maliyet ve dolayısıyla fiyatları düşürme gibi rekabet gücünü artırıcı strateji ve politikalar belirleyip uygulamaları ile büyüyen Ana vatan pazarından almakta oldukları payı arttırmaları zaruri görülmektedir.
Yine bu kapsamda Yavruvatan’da bulunan üniversiteler için yeni bir tanıtım kampanyası başlatılmalı, özellikle üçüncü ülkelerden gelecek öğrencilerle KKTC’de üniversite eğitiminin çok daha cazip olacağı anlatılarak, bu sayede Kıbrıs Türkünün siyasal eşitlik mücadelesinin evrensel boyutlara taşınmasına destek olunmalıdır..
Avrupa ülkelerinde yaşayan Türk ailelerin çocukları için KKTC’de özel bir program ve fiyat uygulaması yapılarak talep yaratılmalıdır.
KKTC’de üniversite bitiren yabancı öğrencilerin, "fahri temsilci" olarak Yavru vatan’ın tanıtımına katkıda bulunmalarına yönelik olarak bilinçli bir çalışma planlanmalı ve bu anlamlı proje devlet politikası olarak acilen yürürlüğe sokulmalıdır.
Devlet müdahalesine açık bazı üniversitelerin, siyaset kurumunun popülist etkilerinden kurtulması, üniversite ücretlerini makul seviyelere düşürürken ve öğrencilerin yaşam standartlarını yükseltirken, vakıf üniversitelerine girişte taban puan uygulamasının kaldırılması, öğrencilerin mezun olduklarında daha kolay iş bulabileceği, daha çok talep görecek bölümlerin açılması, aday öğrencileri yönlendirecek eğitici veya yönlendirici gruplara yapılan tanıtımların, turistik gezi şeklinde organize edilen turlar yerine, önceliğin aday öğrencilere verilmesi ve bizzat ayaklarına gidilmesi gibi yöntemler kullanılmalıdır. Bilinçli bir şekilde organize edilmesi gereken bu uygulamalardaki temel prensip, KKTC’de hizmet veren eğitim kurumlarının mükemmele yakın altyapılarının tanıtılması, verilen eğitimin tam olarak ne olduğunun ve kalitesinin çok doğru bir şekilde aday öğrencilere sunulması olmalıdır.
KKTC ekonomisinin can damarı durumuna gelen ve kendine özgü bir ekonomik sektör olarak değerlendirilebilen bu konunun devlet politikası olarak ele alınması ve üniversitelerin o gözle görülmesi, ekonomi politikalarının ona göre düzenlenmesi yaşamsal önem taşımaktadır.
Bir üniversitenin verdiği eğitimin değeri, fiziksel mekânlarının, öğrencilerine sunulan teknolojinin, kütüphanesinin, sosyal tesislerinin ve buna benzer diğer altyapısının ne kadar iyi olduğuna, öğretim üye ve yardımcılarının eğitici rolleri dışında belki de ondan çok daha fazla değer verilmesi gereken bilimsel eser üretimlerine, sahip oldukları çağdaş öğrenim modellerine, eğitim programlarının ne denli modern, rekabetçi ve iyi düzenlenmiş olduğuna, üniversitelerin araştırma ile ilgili donanımlarına ek olarak, öğretim elemanlarının proje üretim kapasitelerine, araştırma-geliştirme anlamında sanayi iş birliği kapasitelerine, yazılım sistemlerini ve bunları çalıştıracak donanımlı elemanlarına ve yönetimsel yapılarının mükemmeliğine ve bütün bunların en iyi şekilde işlemesini sağlayabilecek adil, dirayetli, toplum içerisinde liderlik özelliği taşıyan, sözüne değer verilen, dürüst, vizyon sahibi ve talep edileni değil, her zaman gerçekleri telaffuz etmeyi ilke edinen bir yönetiminin olmasına bağlıdır.
"Başkalarının güç bulduğunu yapabilmek yetenek, yetenekli insanların imkânsız gördüğünü gerçekleştirmek ise dehadır" sözünü gerçeğe dönüştürürcesine "Çöplükten Yakın Doğu Üniversitesi kampüsü yaratarak literatüre giren bir toplumun" emeklerinin ziyan edilmemesi ve bu değerlerin uzun dönemli, kaliteden ödün vermeyen, sürdürülebilir ve her şeyin üstünde bir devlet politikası ile korunması gerekmektedir.