Bugün size bir başarı öyküsü anlatacağım. Geçmişi çok eski olmayan ve her aşamasını izleme fırsatı bulduğum bir başarı öyküsü. Başarı öyküleri bir bakıma anlatılan kişi veya kurumun reklamı gibi görünse de, aslında arkadan geleceklere örneklik teşkil etsin diyedir. Kaldı ki bu kişi veya kurumlar reklamı da hak etmektedir, zira topluma büyük getirileri vardır. İşte benim anlatacağım hikâyenin kahramanları da doğduğu topraklara katma değeri olan işler yapmış fedakâr ve cesur insanlar.
Daha önce defalarca bu köşede dile getirdiğim gibi, bir Karadenizli olarak son 20 yılın 3 çeyreğini Şanlıurfa’da geçirdim. Çevresine ilgili olmaya çalışan ve çevresiyle fikri alışveriş halinde olmayı benimsemiş biri olarak Urfa’yı ve Urfalı insanı iyi tanıdığımı düşünüyorum. Pek çok farklı yönden değerlendirilebilecek olan Urfalıların karakteristik bir özelliği vardır. Ticarette risk almak istemezler, büyük yatırımlara girmezler, kolay kazanmayı çok kazanmaya tercih ederler, zengin olduklarında Urfa’ya yatırım yapmak yerine büyük şehirlere giderler ve 40 tane apartmanı olsa onların yerine bir fabrika kurmaktansa kirasını alıp yatmayı tercih ederler. Maalesef bu yüzden komşu kenti Gaziantep dünyaca ünlü markalar çıkartan bir sanayi kenti iken Urfa, fıstığın, baklavanın, lahmacunun, çiğ köftenin patentini Antep’e kaptırmama mücadelesi verir.
Ancak her zaman ve her yerde olduğu gibi Urfa’da ve Urfalılarda da istisnalar çıkabilmekte. Bundan 6 sene önce Sağlık Bakanlığının yeni politikaları çerçevesinde her yerde özel hastane ve sağlık merkezleri açılırken Urfa’da da 7 hekim biraraya gelerek "Uzmanlar Tıp Merkezi" adında mütevazı bir sağlık kurumu açarlar. Bu girişimde öncü rolü oynayan ve büyük pay sahibi Urfalı hekimler olsa da Urfalı olmayan fakat uzun yıllardır Urfa’da yaşayan hekimler de vardır. Bu girişimci meslektaşlarımız, diğer özel sağlık kurumlarında çalışanlar gibi ciddi paralar kazanırlar. Ancak onların diğer meslektaşlarından farkı Urfa’da çok kârlı olan emlak ve arsaya yatırım yapmak yerine kendilerine büyük bir hedef belirlemek olur. Onlar Urfa’da uluslararası standartlarda bir hastane yapmaya karar verirler. Bunun için 7 hekim daha ekibe katılır ve bu 14 cesur adam 32 aylık bir çalışma ve 50 bin dolarlık bir yatırım ile 2008 senesinde 240 yataklı bu sağlık kurumunu Urfa’ya kazandırırlar. Aralarında yakından tanıdıklarım olduğu için bu 32 ayda ne sıkıntılar yaşadıklarını, ne kadar uykusuz geceler geçirdiklerini, hatta bitirmeye 6 ay kala 70 dolar veren büyük bir gruba hastaneyi satıp satmama konusunda yaşadıkları ikilemi çok iyi biliyorum.
Güneydoğu’da, özellikle de Urfa’da böyle bir yatırım olunca doğal olarak açılışını Başbakan yapmıştı. Özel OSM Ortadoğu Hastanesi 2 yıldır Urfa’ya, Güneydoğu’ya ve komşu ülkelere hizmet veriyor. Bugün itibariyle 56 hekim ve 170 hemşire dâhil toplam 600 civarı sağlık çalışanına istihdam imkânı sağlıyor. Modern iç ve dış mimarisi, uluslararası düzeyde sağlık hizmeti veren personeli, bazıları ülkemizde tek olan tıbbi cihazları, konferans salonu ve modern yaşam alanları ile OSM Ortadoğu Hastanesi Urfa’nın gurur duyduğu bir sağlık kurumu olarak hizmetine devam ediyordu ki geçen hafta güzel bir haber daha geldi. Özel OSM Ortadoğu Hastanesi AB normlarını uygulayarak, örnek teşkil eden markalara verilen "2010 AB Kalite Ödülü"nü almaya hak kazanmıştı. Bu büyük bir başarıydı. Urfa’da kurulmuş henüz 2 yıllık bir hastane Türkiye’deki onlarca meşhur ve eski hastaneyi geride bırakıp bu ödülü almıştı. Hastane Genel Direktörü Uzm. Dr. Halil Baysal verdikleri resepsiyonda bu süreci ve ödülü aldıkları Brüksel´deki geceyi anlatırken hem gururlandık hem de duygulandık. İnanmanın, risk almanın, fedakârlık yapmanın ve insanlara faydalı olma çabasının bu şekilde ödüllendirilmesi beni Urfa’da yaşayan bir vatandaş ve Şanlıurfa Tabip Odası Başkanı olarak mutlu etti. Tekrar ediyorum, kimse OSM Ortadoğu Hastanesinin reklamını yaptığımı düşünmesin. Eminim ki Urfa’daki belli başlı bütün -rakip- özel ve kamu sağlık kuruluşları da bu başarıdan gurur duydular. Dr. Baysal sır gibi sakladığı ve açılımını bir türlü söylemediği "OSM"nin de açılımını konuşmasında dile getirdi. Meğer "OSM"deki sır onların Orta Doğu’nun Sağlık Merkezi’ olma idealleriymiş. Kendilerini tekrar tebrik ediyor ve Urfa halkı adına şükranlarımı sunuyorum. Ümit ediyorum artık Urfalılar "Urfa’da AB standardında hastane vardı da biz mi gitmedik?" demezler.