Bugün sizlerle Aralık 2010’da ulusal gazetelere ve internet sitelerine yansıyan, fakat benim üzerinde yazmak için ancak fırsat bulabildiğim bir haber ve bu haber vesilesi ile tanımış olduğum bir dernek ile ilgili düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.
Sözünü ettiğim haber ülkemizin nadide üniversitelerinden birini konu etmiş. Habere göre, söz konusu üniversitenin kampusunda Türk Tıp Öğrencileri Uluslararası Birliği (TurkMSIC) Topluluğu üyesi öğrenciler tarafından AIDS Günü dolayısıyla öğrencilere prezervatif dağıtılmış. Bazı öğrencilerin tepki gösterdiği uygulamayı savunan TürkMSIC’in üniversite temsilcisi olan hanım kızımız, uygulamanın AIDS ve HIV konusunda bilgilendirme amaçlı olduğunu savunmuş. AIDS’de korunmanın çok önemli olduğunu söyleyerek, korunmayı teşvik etmek amacıyla 1 Aralık “Dünya AIDS gününde oyunlar eşliğinde kondom dağıttıklarını, amaçlarının gençliği bilgilendirmek” olduğunu söylemiş. Ne güzel değil mi? Yani şunu demeye getirmiş kızımız, “Arkadaşlar, daha 18-20’li yaşlarda olduğunuza bakmayın, evlilik dışı cinsel ilişkiler yaşayın, ama AIDS ve benzeri bulaşıcı hastalıklardan korunmak için prezervatif kullanın.”
TurkMSIC’ın nasıl bir Birlik olduğunu anlamak için internet sayfalarını ziyaret ettiğimde yukarıdaki söyleme şaşmadım. Zira Birliğin çatısı altındaki alt komisyonlardan birisi olan ‘Üreme Sağlığı ve HIV/AIDS Alt Çalışma Kolu’nun altında bir “Güvenli Kürtaj” bağlantısı da bulunuyor. Yani TurkMSIC bu işleri aşmış. Sadece, dolaylı olarak, gençleri evlilik dışı ilişkiye teşvik etmekle kalmıyor, aynı zamanda bu ilişki sonunda ortaya çıkabilecek hamilelik durumunda da ‘güvenli kürtaj’ın yollarını öğretiyor. Pes doğrusu! Rezaletin bu kadarı ancak filmlerde olur!
Merak ettim kimmiş bu TurkMSIC diye. ‹nternet sayfalarındaki bilgilere göre
“Türkiye’nin en büyük tıp öğrenci topluluğu olan TurkMSIC (Turkish Medical Students’ International Committee-Türk Tıp Öğrencileri Uluslararası Komitesi) ülkemizdeki tıp öğrencileri arasında oluşturulmuş ve onları biraraya getiren bağımsız, siyasi olmayan, kâr amacı gütmeyen en köklü kuruluşmuş.1952 yılında kurulmuş, ülke çapında 37 tıp fakültesinde organizasyonel şemasını tamamlayan üye öğrenci toplulukları aracılığıyla Türkiye’deki 30.000’den fazla tıp öğrencisini temsil ediyormuş. Uluslararası platformda ise kurulduğu yıldan bu yana ülkemiz tıp öğrencilerinin sesi olmayı sürdürmekteymiş. Birleşmiş Milletler (UN) ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından resmi olarak tanınan Türkiye’deki ilk ve tek tıp öğrencileri forumuymuş.
Alt çalışma kolları;her sene 250 öğrenciye Avrupa, Amerika ve Uzak Doğu’da staj yapma imkânı sunan SCOPE (Standing Committee on Professional Exchange), her sene 50 öğrenciye uluslararası araştırma çalışmalarına katılma imkânı sunan SCORE (Standing Committee on Research Exchange), cinsel eğitim ve sağlık sorunlarına odaklanan SCORA (Standing Committee on Reproductive Diseases Including AIDS), tıp eğitiminde öğrenci temsiliyetini güçlendirmeye çalışan SCOME (Standing Committee on Medical Education), geleceğin doktorlarını insan hakları bilinci ile yetiştirmeyi amaç edinen SCORP (Standing Committe on Human Rigths and Peace) ve Halk sağlığı üzerine politika üretmeye, yeni projeler ortaya koymaya çalışan SCOPH (Standing Committe on Public Health)’tan oluşmaktaymış.”
Sizin anlayacağınız, tam bir “arka bahçe” veya “fidanlık”. Bilmem bazı ‘uyuyan güzeller’ anlayabildiler mi neden bir türlü seçim kazanamadıklarını. Bilmem çözebildiler mi ‘elin oğlunun’ seçim kazandıktan sonra nasıl örgütlü bir şekilde çalışabildiğini. Siz uyumaya devam edin; Sene 1952, o gün dünyaya gelenlerin bir kısmı şu anda berzahta gün sayıyor…
Kendi ifadelerine göre TurkMSIC: “Tüm üyeleri belirlenen temel eğitimlerden geçiriyor, mezun olmuş üyeleri ile ilişkilerini devam ettiriyor, e-gazeteler ve güncel web sayfası ile iletişimi sıcak tutuyormuş.”
27 yıl önce Ankara Tıp’a kayıt yaptırdığımdan bu yana bu camianın içindeyim. Benden daha eski olanlar da vardır. Hiç bu Birlikten haberdar mıydınız? Ben bu prezervatif dağıtma skandalı olmasa yine de haberdar olmayacaktım muhtemelen. Belki de ne öğrencilik yıllarında ne de sonrasında ‘TurkMSIC’den haberdar olması gerekenler’ profiline sahip olmadığımdan böyle olmuştur. Sayfalarına baktım, bayağı bir tıp fakültesinde örgütlenmişler. Merak ediyorum bu fakültelerdeki “uyuyan güzeller” bu birlikten haberdar mı? -Nedendir bilmem, özellikle Konya, Kayseri, Trabzon, Elazığ ve Erzurum’u merak ettim.- Yoksa hepsi benim gibi bu yaşına gelmiş hâlâ “güzellik uykusundan” uyanmamışlar mı? “Uyumaya devam! Atı alan Okyanusu geçmiş!” hem de taaa 1952’den beri.
Tekrar “prezervatif partisine” dönecek olursak. Haberde, gerek TurkMSIC’in faaliyetlerinin gerekse üniversitede yapılan etkinliğin maddi destekçisi belli değil. Dağıttıkları prezervatiflerin parasını zavallı tıp öğrencileri ceplerinden veremeyeceğine göre belli ki gençleri evlilik öncesi cinsel ilişkiye teşvik eden bir ‘hayırsever’ destekçi bulunmuş.
Bunlar yanlış işler. Modern veya çağdaş olmak için içki içmek veya evlilik dışı cinsel ilişkiyi sıradanlaştırmak gerekmiyor. Televizyonlar ve gazeteler her gün onlarca cinayet, tecavüz, trafik kazası, aile faciası ve benzeri trajik haberlerle dolu. Hepsinin arkasında ya içki ya evlilik dışı cinsel ilişki ya da ikisi birden bulunuyor. Yapmayın bu kötülüğü üniversite gençliğine. Onlar zaten kanlarının en ‘deli aktığı’ çağı yaşıyorlar. Bakmayın yaşlarının 18’i geçtiğine, onlar daha ne yaptığının farkında değiller. Hadi bir belediye içki festivali düzenliyor -ki o belediye başkanı da emekli bir öğretim üyesiydi-, siz sayın üniversite idarecileri, göz yummayın içki ve seks müptelası bir üniversite gençliği yaratmak isteyen kötü niyetlilere. Bir gün sizin ve bizim çocuklarımız da bu çarkın içinde heba olabilirler.
Son söz: Bedenen, ruhen ve sosyal olarak sağlıklı bir gençlik için içkisiz ve cinsel çağrışımlardan uzak bir üniversite ortamı oluşturmak adına bütün rektörler görev başına.