Bilimsel kongreler ve sempozyumlar büyük tanıtım imkanlarını da beraberinde getiren organizasyonlardır. Dünyada uluslararası kongre turizmi pastasının değerinin 200 milyar dolara yakın olduğu tahmin edilmektedir. Turizm ve seyahat cirosunun 550 milyar dolar olarak kabul edildiği düşünüldüğünde, bu meblağın yaklaşık yüzde 40’una denk geldiği görülmektedir. Dünyada kongre turizmi için her yıl tahmini olarak 100 milyon kişi seyahat etmekte ve 218 ülkede 9 bini aşkın kongre yapılmaktadır. Kongre düzenlenen alanlar arasında yüzde 29,1 ile Tıp 1. sırada yer alırken, bilim yüzde 12,4 ile ikinci, teknoloji ise yüzde 9,5 ile üçüncü sırada bulunmaktadır.
Kongre turizminin uluslararası basındaki yankılarının oldukça etkili bir dış tanıtım aracı olması nedeniyle, KKTC’de düzenlenecek kongreler izolasyonlara maruz bırakılan yavru vatanımızı tanıtabilmek adına çok büyük önem taşımaktadır. Ekonominin lokomotiflerinden olan turizm sektörünün gelişen kongre turizmiyle birlikte daha güçlü adımlar atması ve yılda asgari 300 gün güneş gören bu güzel adada bilinçli yeni projeler üzerine yoğunlaşılması gerekmektedir.
KKTC’de tanımlanan 200’e yakın uğraş alanı kongre turizmi için bu güzel coğrafyayı cazip kılmaktadır. Küresel turizme cevap verecek güçte köy pansiyonculuğu, doğa yürüyüşü, flora fauna, gezi, gözlem, mağara turizmi, bisiklet, atlı doğa gezintisi ve eşsiz mutfağı ile KKTC çok davetkar bir konumdadır. Botanik, kuş gözetleme, festival, ekoloji, el sanatları, dalış, yatçılık, golf, kültür ve inanç, mitoloji, sağlık, talesoterapi, fotoğrafçılık, safari, golf, inanç, üniversite ve portakal çiçeği gibi özgün turlar yıllardır adı deniz, kum, güneş ve kumarhane turizmiyle anılan bu toprakları son yıllarda başka yönleriyle cazibe merkezi yapmaktadır.
Bilindiği gibi, KKTC’nin en önemli iki gelir kaynağından birincisi turizm ikincisi ise üniversitelerdir. Dolayısıyla kış aylarında kongre turizmi çok büyük önem taşımaktadır. Bilinçli olarak planlanmış ve yapımları sürdürülen oteller KKTC’nin kongre turizmi merkezi olarak yapılanmasını sağlayacak ve ekonomiye çok önemli katkılar sağlayacaktır. Geçtiğimiz yıl KKTC’ye gelen yaklaşık 450 bin turistten ancak yüzde 10 gibi küçük bir kısmı kongre turizmi çerçevesinde ziyarette bulunmuştur. Ülkedeki mevcut 130 konaklama tesisine yenilerinin eklenmesiyle toplamda 30 bin yatak kapasitesine ulaşacak olan KKTC’de, beş yıl içinde en az 1 milyon turistin ağırlanması hedefi bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Ortalama doluluk oranının düşük seviyelerde, yüzde 34.5 olarak gerçekleşmesi 12 ay boyunca sürdürülebilir olan kongre turizminin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.
Şu anda toplam 13 otelde kongre için aktif olarak kullanılan salonların kapasitesi 10 bin kişiye ulaşmış durumda olup, 2009’da 50 bin kongre katılımcısı KKTC’ye gelmiştir. Bu rakamların 2010’da 60 bin, 2011’de de 100 bini bulacağı tahmin edilmektedir. KKTC genelinde 2009’da yapılan toplantı sayısı da 300’ü aşmış olup, 2010’da bu rakamın 400’e ulaşması beklenmektedir.
KKTC, Uluslararası Kongre ve Konferans Birliği (ICCA) üyeliğine kabul edilmiş, uluslararası kongre turizminde talep edilen standartlarda kongre yapılabileceğini gösteren pek çok otel ve kongre merkezi hizmete girmiş, böyelikle Kuzey Kıbrıs Kongre Adası olma yolunda hızlı adımlar atmıştır.
Otellerin yanı sıra KKTC’de eğitim veren üniversitelerin de bünyelerinde kongre merkezleri yer almaktadır. Bu üniversiteler arasında, KKTC’nin en büyük ve tıp fakültesine sahip tek üniversitesi olan Yakın Doğu Üniversitesi, önerilen kongre merkezleri arasında bulunmaktadır.
Kongre turizmi için Ülkemizin pek çok şehrine sadece bir saatlik mesafede olan, pasaportsuz gelinebilen, aynı dilin ve para biriminin kullanıldığı bir ülke olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, kristal berrak denizleri ve altın kumları, geleneksel misafirperverliği, on binlerce yıllık kültürü ile Akdeniz’in tüm renklerini bünyesinde bulundurmakta, modernleşme ile geleneksel kültürün harmanlandığı bir cazibe merkezi olarak dikkat çekmektedir.
Bütün bu güzelliklerin yanı sıra, KKTC’nin ekonomik olarak Güney Kıbrıs ile rekabet edebilmesi ve hedeflerine ulaşabilmesi için gelişmiş bir turizm altyapısına sahip olması ve bunu bugünden sağlaması gerektiği açıktır. Aynı rekabetin siyasi olarak yaşandığı Avrupa Birliği’ne üyelik yolunda, bir türlü çözüme ulaşılamayan mevcut durumda KKTC’nin kendi çıkış yolunu bulabilmesi ve ekonomik olarak bağımsız olabilmesi için sorumlu vatansever bireyler olarak KKTC’ye bir nebze destek olmamızın, bilimsel etkinliklerimizin en azından bir kısmını yavru vatanımızda gerçekleştirmemizin gerekliliği de çok açıktır.
Kongre turizminin gelişmesi ekonomik ve siyasi hedeflere ulaşmamızı kolaylaştıracağı gibi, bu durum sadece KKTC’de yaşayan soydaşlarımızı değil, yavru vatan için kendilerini feda etmiş evlatlarımızı, şehitlerimizi de memnun edecektir.
Sokrat’ın haklı tenkit eden kişilere bile tavsiyesi olan "Baş başa kalmadan hatayı söylemeyiniz" söylemine ve yukarıda açıklanan gerçeklere rağmen hala "Kongreler niye KKTC’de yapılıyor?" diyerek akademik duruşa yakışmayan bir davranış sergileyenlere söylenebilecek tek gerçek "biraz insaf", tavsiye edilecek tek şey ise "biraz vatan sevgisi"dir kanısındayım.
Son söz olarak da Benjamin Franklin’in konuya uygun bir sözü ile değerli okuyucularıma veda ediyorum.
"Küçük işlerle, hasetle uğraşanlar çoğu zaman büyük idealleri göremeyecek hale gelirler."